Yeni Cevap 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Eski Türkler Şamanmıdır?
09-04-2011, 02:05 AM (En son düzenleme: 09-04-2011 02:11 AM İLTEBER.)
Mesaj: #1
Eski Türkler Şamanmıdır?
ESKİ TÜRKLER ŞAMANMIDIR?

Bozkırlar bölgesindeki TÜRK dini inancı pek çok kaynakta yanlışlıkla, pek çok yerde de özellikle şamanlığa bağlanır. Bunlara göre eski TÜRK dininin ana vasfını “şamanlık” oluşturur. Bu tespitler yanlış yönlendirmeler ve özellikle W.Randloff, W. Şeraşevskly, V.Verbitsky, A.Anohin gibi Rus araştırmacıların eksik araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
Şaman Türklerin yaratılış teorisine göre, tanrıların en yükseği insanoğullarının atası olan Tengere Kayra Han (veya Bay Ülgen) “kişi”yi ve bunun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri yaratmış, kişi’ninkendisi ile mücadeleye girişmesi üzerine, ona Erlik adını vererek ışık diyarında yeraltına atmışve yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek her dalında bir insan yaratmıştır. Şamanlık inancına göre kainat üst üste katlardan oluşmuştur. Katlar değişik şeylerle birbirinden ayrılmıştır. Bundan dolayı şaman “sanatını icra ederken” bir kattan diğerine geçmek için büyük kuvvet harcamaktadır. Yukarıda 17 kat vardır. Işık evrenini temsil etmektedir. Aşağıda bulunan 7 veya 9 kat da karanlıklar dünyasıdır. İnsanlar bu iki dünya arasında, yeryüzünde otururlar. Koruyucu bütün iyi ruhlar, kahramanlar ve tanrılar ışık dünyasında, zararlı ruhlar ve kötülük tanrıları karanlıklarda yaşarlar. Gök’ün en üst katında bir altın taht üzerinde oturan Bay Ülgen’in 9 kızı ve 9 oğlu vardır.
Ancak bu anlatılanları Türklerin asıl inançları saymak az önce adını saydığımız araştırmacıları olduğu gibi, herkesi yanıltacaktır. Çünkü bu konuda anlatılanlar o kadar çeşitli ve çelişkilidir ki, bunlardan gerçek inanışa en yakın olanını bile tespit etmek inanılmaz zordur. İkinci olarak bunlar asıl inançlar değil, çeşitli dinlerden gelen inançların birbirine girmiş, karışıklıkları kaosa dönüşmüş söylentiler zinciridir.Rivayetlerde geçen birkaç isim haricindeki özel isimler (Kuday, kurbustan, körmös, maytere, mangdaşire, matman vb.) yabancı kelimelerdir. Adem-Havva hikayeleri, cehennem, kıyamet, tufan rivayetleri de TÜRK dinine sonradan girmedir. Eski TÜRK dininin üzerinde Hind, İran, Yunan, Yahudi efsaneleri de eklenip, Moğol devrindeki bazı hikayelerde katılınca Altay kökenli şamanlık ve dinin ortaya çıkarılması nerede ise imkansız hale gelmiştir.
Bu konudaki en önemli bilimsel çalışmalara bize göre dünya şamanlığının en iyi araştırmacılarından biri olan M. Eliade’nin eserlerinde rastanılmaktadır. Bu araştırmacı eserinde Orta ve Kuzey Asya toplulukları sihri-dini hayatının daha ziyade şaman etrafında çevrelendiğini ancak bunun bütün dini faaliyetlerin uygulayıcısının şaman olduğu manasına gelmediğini, birçok yerlerde tanrılara kurban sunanların şaman olmadığını, hatta aile reislerinin bile bunu yaptığını belirtmektedir. Ayrıca sihri-dini hayatın şamanlıktan ibaret olmadığını, her sihirbazın şaman sayılmadığını belirtmiştir. Şamanlıkta şifa vericiliğin temel unsurlardan biri olmasına rağmen, her şifa sunucunun da şaman sayılmadığını belirtmiştir. Şamanlığı kısaca vecd ve istiğrak (extase) tekniği olarak tarif eder. Ancak her vecd Halide şamanlık tekniğine dahil değildir. Şaman öncelikle kendi tekniğine sahip olmalıdır. Ulaştığı extase hali içinde ruhunu göklere yükseltir ve oralarda dolaşmak üzere bedeninden ayrılır. Bu esnada kendini kullandırmadan ruhları hakimiyeti altına alır, ölülerle, tabiat ruhları ile(cinler, periler) ve şeytanlar ile bağlantı kurarak şamanlığının gereklerini icra eder. Ateş üzerinde hakimiyet kurar, hastalara şifa verir, ölülerin arzularını yerine getirir, zararları önler, dertli insanların dertlerini çözer. Bunun için hem gökteki hem yeraltındaki tanrıların yanına gidebilir. Bu özellikleri ile topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman özelliklerini ve kaderini bildiği topluluğun manevi düzenleyicisi durumundadır. Fakat rolleri de bununla sınırlıdır. Extase tekniğinin gerekli olmadığı hallerde şaman için yapılacak bir şey yoktur. Hayat şamanın müdahalesi olmadan devam eder.
Orta Asya’da yaşayan toplulukların değişik inançları vardır. Mesela Gök-Türkler ateşin kutsallığına inanırlardı. 568 yılında Bizans elçisi Zemarkhos, Orta Asya’da Batı Göktürk sınırına vardığı zaman Türkler onu ve yanındakileri ateş alevleri üzerinden atlatarak kötü ruhlardan arındırmışlardı.
Ayrıca ocağa saygı göstermek-ululamak, bir kült halinde gelişen “ata”lara saygı, yeryüzündeki tabiat parçalarından her birinin bir “ruh”a sahip olduğu düşüncesinden dolayı dağ, tepe, kaya, vadi, ırmak, su kaynağı, ağaç, orman, demir, kılıç vb. ruhlarına inanış (yer-su’lar); güneş, ay, yıldız, yıldırım, gök gürültüsü, şimşek gibi tabiat üstü güçlere saygı bozkır Türklerinin inançları arasında idi. Rular iyi ve kötü olmak üzere iki guruba ayrılırdı. Ayrıca “Umay” adı verilen ayrı bir kutsal güç vardı. Orhu Kitabelerinde Türklerin iyiliği için çabalayan Yer-su’lardan sıkça bahsedilir. Iduq-kutsal sayılan yerlerin rularından da Orhun Kitabelerinde bahsedilir. Uygurlardaki “Kutlu Dağ” efsanesi ile Göktürklerdeki başkent bölgesi “Ötüken”in kutsal yer olduğu ifadeleri de benzer durumlardır.
Asya Hunları ilkbaharda(mayıs ortalarında) yer-su’lara kurban sunarlardı. Tan-hu (Hun Hükümdarı) gündüz güneşe, gece dolunaya saygı gösterir-ululardı. Hunlar, Gök-Türkler, Uygurlar yapacakları işte başarı şansını ayın, yıldızların hareketleri ile kontrol ederlerdi. Tabgaçlarda Hunlar gibi, ilkbahar ve sonbaharda atalara kurban keserlerdi ve tapınak yeri olan bir taş-ev içinde sundukları kurbandan sonra, civara kayın ağacı dikerlerdi ki, bunlardan daha sonra kutsal orman meydana gelirdi. Gök-Türkler mayıs ayının ikinci yarısında Gök-Tanrı’ya ve atalara, kurt-ata mağarası önünde kurban sunarlardı. Ölüm halinde yas törenleri yapılırdı. Matem sırasında saç baş dağıtılır ve yüz-kulaklar kesilerek kan akıtılırdı. Bundan sonra yemek vermek adetti. Bu törene “Yoğ” denirdi. TÜRK hükümdarları ve kahramanları öldüğünde mezarlarına öldürdükleri kişileri temsilen taş heykeller dikilirdi ki, bunlara “balbal” denirdi. Ayrıca Orta Asya’dan Tuna kıyılarına kadar uzanan bozkırlarda yaygın şekilde görülen “taşnene”ler(göbek hizasında tutulan sağ elde and kadehi taşıyan kaba taş heykeller) vardı.
Bütün bu inançlar günümüzde semavi sayılan dinlerden önceki bütün TÜRK topluluklarında görülür. Geçen yüzyılın başlarına kadar bu inanışların pek çok örneği yaşamıştır. Hatta günümüzde bile kuzey-doğu Asya bölgesindeki Yakutlarda, Altay dağlarının kuytuluklarında oturan TÜRK zümrelerinde varlıklarını devam ettirdikleri tespit edilmiştir. Ancak görüldüğü gibi bu inanç sistemi şamanik değildir ve “extase” durumu gerektirmediğinden şamanlıkla ilgili değildir.
Şamanlar extase durumuna geçerler, evlerin etrafından ayrılmayan ruhları uzaklaştırırlar, Bay Ülgen ve Erlik ile konuşurlar, hastanın bedeninden çıkıp gitmiş olan ruhu bulup tekrar bedene yerleştirir (hastalığı iyi eder). Şaman törenleri de tanrılar ve ruhlarla kendi arasında bağlantı kurmaya kabiliyetli vecd hareketlerinden ibarettir. Şamanlar bunun için değişik maddeler ve tasvirler içeren ve şekilleri farklı manalar ifade eden veya bir varlığı sembolize eden garip elbiseler, külahlar giyer, maske takarlar. Ayrıca yine değişik maddeler ve tasvirler içeren özel tarzda hazırlanmış davul veya tef çalarlar. Bu esnada kendinden geçene kadar-yani tanrılar veya ruhlarla temasa geçene kadar- zıplar, sıçrar, acayip sesler çıkarır, yalvarır, söylenir, yerlerde sürünür, bazen de bayılır düşer. Böylece maksadına ulaşmış olur.
Şaman olmanın belirli şartları vardır. Bu yollardan biri verasettir. Yani şaman ailesinden gelmek. Diğeri ise “hidayete ermek”, yani şahsi kabiliyeti ile şamanlığa ulaşmaktır. Bu ikincinin sayısı çok azdır. Genelde şamanlık verasetle geçer.
Davulunu çalarak cinleri, perileri toplayan şamanın elindeki ip veya asa bir kozmik bölgeyi diğerine bağlayan “yol”dur. Bunun yanında kayın ağacından kendisinin yaptığı dokuz basamaklı merdiven taklidi, kurban edilmiş atın asıldığı sırık şamanın gezisi sırasında yürüyeceği diğer yollardır. Gökkuşağı gökyüzü ile yeraltını birbirine bağlayan köprüdür.
Görüldüğü üzere şamanlık bir dinden çok, temel prensibi ruhlara, cinlere, perilere emir ve kumanda etmek, gelecekten haber vermekten ibaret bir sihir dizisidir. Eski çağdaki sihir-sihirbazlıktan farkı ise, bir cemaate-inanan gurubuna sahip olmalarıdır. Yine şunuda belirtmeliyiz ki şamanlık Türklere mahsus bir şey değil, Tunguzlarda, Moğollarda, Mançularda, Laponlarda, Eskimolarda, Vogul, Ostiyak ve Samoyetlerde, Kafkaslarda, Hindistan’da, Çin’de, Endonezya’da, Malezya’da, Avustralya’da, Alaska’da, Grönland ve İzlanda’da, Kuzey Amerika’da, Guyan’da, Amazon Bölgesinde ve Afrika’nın pek çok yerinde temel bazı değişikliklerle de olsa vardır.
Yine görüyoruz ki, şamanlığın Yer-su inançları ile de ilgisi yoktur. Ancak şaşırtıcı bir uygunluk vardır. Şamanlık girdiği her kültürün kabına bürünmüştür. Eski TÜRK topluluklarında tabiatta kabul edilmiş olan esrarlı kuvvetleri istismar etmiştir. Bu istismar özellikle atalar kültünde, kartal inancında, demircilikte ve at kurbanında görülmüş, zamanla kendilerine mal edilmiştir. Şamanlık bir din değildir ama yavaş yavaş tüm inançları istismar ederek ve kendilerine cemaatler oluşturarak din sağlamlığında bir inanç sistemi üretmeyi başarmışlardır.

Gerçekte ise eski TÜRK topluluklarında şamanlığa benzer bir inancın varlığını kanıtlayabilecek hiçbir kayıt yoktur. Altay Türklerinde bugünkü şaman manasında gelen “kam” sözcüğü 5. yy dan itibaren görülmektedir. Hunların örf ve adetleri hakkında bilgiler veren 4. Ve 5. Yy kaynakları “Hunların dini törenleri yoktur” demektedir. Hükümdar ailesinin Budizmle yakın ilgisine rağmen Tabgaçlarda (5.yy) şamanlığı hatırlatan bir şey yoktur. Uygurlarda (8-11. Yy) bile bu hususta açık bir kanıta rastlanmaz. Hatta Uygurlar “kam” sözünü din adamı değil, büyücü-sihirbaz anlamında kullanmışlardır.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Eski TÜRK Dini Totemcimidir? İLTEBER 0 947 09-04-2011 12:10 AM
Son Mesaj: İLTEBER

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
2 Ziyaretçi

En Üste Dönİçeriğe Dön